Burç Taşı Diye Bir Şey Yok!

Taşların bugün ruhsal sebeplerle alım satımı inanılmaz bütçelere ulaştı. Dünya çapında milyon dolarlık bir doğal taş sektöründen bahsediyoruz. Evlenirken pırlanta takmak da, dünyanın her yerinde “birthstones” olarak bilinen burç taşları konusu da aslında tebrik edilecek ticari pazarlama teknikleri.

Ben, “taşlara ulaşalım, onları merak edelim, kullanırken enerjilerini hissedip onları sevelim de; ne olursa olsun” diye düşünenlerdenim açıkçası.

Yani siz; “Koç burcunun taşı Yakutmuş. Gideyim bir yakut kolye alayım kendime” diyorsanız bana göre hava hoş. Belki gerçekten sizin taşınız o olur ve denk gelirsiniz. Yok değilse, size hiç uymayan bir taşın zaten kopup, kaybolup gideceğine inanırım.

Ayrıca eğer burç taşı yok diyorsam herkes doğal olarak, “taşımı nasıl seçmeliyim ki zaten” diyecek. Orada da siz haklısınız. Bir sürü eğitim lazım, kendinizi, zorlandığınız konuları, çözemediğiniz duyguları, hassasiyetlerinizi, hastalıklarınızı, onlara uygun taşları bilmeniz gerekecek. Bunları yapamayacaksanız bizler gibi bilenlere danışmanız gerekecek. Danışmanlığa para vermek istemeyeceksiniz, para vermek isteseniz güvenmeniz, inanmanız zor olacak. Tamam haklısınız.

O zaman fazla uzatmadan ben yine de demek istediğimi diyeceğim. Burç Taşı Diye Bir Şey Yoktur! Çünkü Astroloji de, Taşlarla Şifacılık da muhteşem genişlikte ve varyasyon üretme sınırsızlığında alanlardır.

Dikkat edin! Astrolojiye de, taşa inandığım kadar inanıyorum. Sadece burca indirgenecek taş seçimine inanmıyorum!

Yani neyi kesinlikle yapmayın diyorum?

  • Burcunuzun taşı şuymuş diye öğrendiğiniz ezber bilgilerle gidip illa o taşı almayın.
  • Hissinize güvenin.

Peki taş seçimini nasıl yapacaksınız?

  • Taş danışmanlığı alın.
  • Taş bilgisi de olan bir astrologdan danışmanlık alın. Size sadece burcunuz değil, yıldız haritanızın potansiyellerine göre taş önersin.
  • Taşları beğenilerinize göre seçip size rahatlık, huzur, mutluluk verenleri hislerinize göre ayırt etmeye çalışın.

#burçtaşı #birthstones #taşlarlaşifacılık #şifa #şifacılık #bioenerji #reiki #eft #kuantum #astroloji #mineral #gemoloji #meditasyon #burçlar

Taşların Şifa Özellikleri Kanıtlandı Mı?

Bilimsel araştırmalara göre taşlarla şifacılık diye bir kavram yok.

Taşların titreşimlerle, enerjileriyle, renklerle, mineral özellikleriyle bir insanı iyileştirdiğini gösteren bir araştırma, kanıtlanmış veri bulunmuyor.

Yani mesela biz diyoruz ki; kehribar bebeklerde dişlerin çıkma aşamasında sakinleştirici özelliğe sahiptir. Çünkü içinde süksinik asit vardır. Bilim diyor ki o süksinik asitin deriden girdiği miktarı, bebeklerin ateşini düşürmek için yeterli değildir.

Beni tanıyanlar bilirler. Bilimsel makalelere, bir şeyin kanıtlanabilir olmasına, izlenebilir olmasına, neden öyle olduğunu anlayabilmeye çok meraklıyımdır. Taşlar konusunda hissettiğim bunca şeyin bilim tarafından “gerçekdışı” bulunmasına da pek içerliyorum tabi. O yüzden mümkün olsa, bu bilimsel araştırmalara girebilmeyi açıkçası çok isterdim. Hangi taşlarla, hangi deneklerle, ne sebeplerle o testleri yaptıklarını bilmek ve müdahale edebilmek isterdim.

Kehribar kullanılan bebeklerin diş çıkarma sürecini gerçekten daha sakin geçirdiklerini, ateşlerinin daha kolay yatıştığını biliyorum.

Bunu tecrübe ettiğim çok örnek var. “Kehribar’ın içindeki mineral deri gözeneklerinden yeterli miktarda girmez” diyen bilimadamları, taşların yorgunluk durumunu, şarj edilmesine dair ihtiyaçlarını ve denekle kuracakları bağları göz ardı ediyorlar bana kalırsa.

Yine test edilen veriler üzerinden gideceksek; başka bir deneyde iki grup denekten ilkine kuvars kristali, diğer gruba cam vermişler ve her iki gruptan da ellerinde karıncalanma, titreşim, ısınma hissedenler olmuş. O zaman demişler ki bu hissetme olayı “plasebo etkisi”dir.

Tüm ilaçlarda uygulanan bir test olan bu etki, inandığınız için sizi iyileştiriyor anlamına geliyor. Yani diyorlar ki; “siz kuvars sandınız oysa elinizdeki camdı. Bu hissettiğiniz şeyler yalandı, plaseboydu, siz hissetmek istediniz diye hissettiniz. Gerçek bir his olamaz!”

Ancak ben de evde cam ve kuvars ile his testleri yaptığımda ikisinden de titreşim alıyorum. Camın içerdiği “silisyum” dünyanın temel yapı taşlarından bir mineral. Camdan da ısınma, karıncalanma ve titreşim hissedersiniz. Bağ kurup kodlarsanız o da çok tatlı bir mineraldir.

Bir taş kuvars mıdır, cam mıdır diye ayırt etmek isterseniz tabii ki ayırt edici hisleri vardır ancak ikisi de hissettirir. İkisi de oradadır. İkisiyle de bağ kurabilirsiniz. İkisini de kodlayabilirsiniz.

Ameliyattan yeni çıkmış, ağrıdan yerinde duramayan hastalarla çalışmalarım oldu. Çok istediğim halde yanlarına bile giremediğimde, daha önceden onlara vermiş olduğum taşlarına bağlanıp enerji gönderdiğimde ağlayarak beni aradıklarını bilirim. “Elif Hanım, elimdeki taş birdenbire tüm ağrılarımı hortum gibi çekti. Nasıl rahatladım anlatamam” diye.

Peki bu nasıl oluyor? Taş şifacısı olarak o kişinin elindeki spesifik bir taşa bağlanıyorum ve o andaki ağrısına odaklanıp yine o taş aracılığıyla ağrısını gideriyorum. O taş, o kişinin ağrısını nasıl hortum gibi çekiyor?

Hastalıklar, ağrılar, kritik durumlar bu işin en majör örnekleridir. Gerçek hastalığı iyileşince taşlara inanan çok insan vardır. Oysa ben travmatik hastalığı bile olmadan insanlara, mevcut ruh hallerini iyileştirmek, enerjilerini üst seviyeye çıkarmak için taşlarla çalışma yapmayı öneriyorum zaten.

Ellerini yıkayan bir grup ebenin doğurttuğu bebeklerin daha sağlıklı ve uzun yaşadığının kanıtlandığı orta çağ araştırmalarındaymışız gibi hissediyorum kendimi bazen. O ebeleri, ellerini yıkamayı düşündükleri için cadı diye yakan bir dünyayla uğraşıyormuşuz gibi…

Taşlar bakması güzel, şeker gibi şahane görünüşlerinin ardında, bağ kurduğumuzda canlanan, bizi tanıyıp enerjimizi güçlendiren, bize iyi gelen formlardır. Yüzlerce çeşitte, renkte ve mineral içeriğinde olmaları da apayrı bir mucizedir.

Taşların şifa özelliklerinin nasıl çalıştığının henüz kanıtlanamamış olmaması da benim için şimdilik sadece; “yöntemi bulamamış” olduklarını ifade eden bir süreçtir.

Yada Taşı

Türk ve Altay mitolojilerinde simya taşı olarak bilinen Yada Taşı; Cada, Cata, Sata, Caya, Zaya Taşı olarak da bilinir. 

Türk mitolojisinde yağmur veya kar yağdıran, doğa olaylarını harekete geçirmek amacıyla kullanılan taştır. Eski Türklerin kamlık geleneklerinde efsaneleşmiş, uğruna savaşlar çıkmış, her kaynakta ayrı bir taştan bahsedilmiş olsa da, ben Yada Taşı hakkında kendi hissettiklerimi sizinle paylaşmak istedim bugün. 

Efsaneleri içeren geleneksel metinlerin her birinde agat, yeşim, kuvars gibi taşlara atıf yapılsa da bence Yada Taşı, doğanın bilgisine, suyun, göklerin bilgisine açık bir taştır. Çakıl taşı dahil her tür taş kullanılabilir. Güçlü hayvanların içinden çıkması veya yüzeyinde hayvan şekli olması da kulağa çok güzel geliyor. Yine ortası kendinden delik çakıl taşları da tüm dünyada büyülü veya cadı taşı olarak kabul edilir. 

Taş bilgisi öyle bir konudur ki, ne kadar güçlü bir kam, nasıl güçlü bir şifacı olduğunuza bakmaz. Atalarınızdan gelen taş bilgisinin aktif olması gerekir ki bu da herkese nasip olmaz. Güçlü kamların, yağmur da, kar da yağdırdıklarına, hatta günümüzde de yağdırabileceklerine inanıyorum. Simya kavramına aşina olanlarınız için, taşların gücü kullanılarak doğayı harekete geçirmek mümkündür. 

Burada bence esas olan, taş şifacısı olup, doğayı; harekete geçmeye ikna etme sürecidir. Yada Taşı ile yapılan yağmur yağdırma halinin, şifacının tüm elementlerle bütün olarak, doğanın dengesini gözeterek, taşıyla ve doğayla derin bir bağ kurarak yürekten ricacı olma hali olduğunu düşünüyorum. Bazı kaynaklar, yağmur yağdıran kadın kamların, doğurganlık özelliğinden vazgeçtiklerini söyler. Yoğun bir dişilik alanını içerdiği için bu bilgi bana doğru gibi geldi. Bugün bu çalışmalar yapılsa, dişilikten vazgeçmeden doğayla anlaşmanın bir yolunu buluruz diye düşünüyorum açıkçası.

Özetle Yada Taşı diye bir şey aramak yok, Yada Taşı yapmak var bence. Bırakın herkes Yada Taşı’nın hangi özellikte, ne şekilde bir taş olduğunu arayadursun 😊 Biz onun, yüksek bilgiye sahip insanların bağ kurduğu, dünyadaki mucizevi herhangi bir taş olabileceğini bilelim yeter.

Taşlar Pandül Olmak İstemiyorlar

Pandül- Sarkaç Neden Kullanmıyorum?

#Pandül veya #Sarkaç#Radyestezi diye bilinen bir alanın konusu olup, “çıbık” denilen “v” biçimindeki sopalarla toprakta su aramasından tanıyabileceğiniz bir konudur. Taş, ağaç veya metal pandüller vardır. Çalışma prensibi çok baştan çıkarıcıdır. Evet-Hayır cevabı aradığınız bir soru sorarsınız. Pandül sağa doğru dönerse evet, ileri geri giderse hayır anlamına gelir. Elbette bu kadar basit bir konu değildir zira sırf ben taş konusunu öğrenme yolunda pandülle doğru çalışmak için 2 farklı uzmandan 2 farklı pandül eğitimine gittim. Yine annelerimizin altın yüzükle hamile kadınların bebeklerinin cinsiyetini anlamaya çalıştıkları zamanlara belki şahit olmuşsunuzdur. Hepsi pandül/sarkaç prensibinin konusudur. 

Dünyada ve Türkiye’de “Taş Şifacılığı” yapan benim bildiğim herkes, temelde pandüle sorup cevap alarak çalışma yapar. Şifa seanslarında; farklı taşlardan pandüllerle, farklı çakralara göre çalışmak üzere ciddi eğitimler alırlar. “Evet ve Hayır demesi bu kadar basitse, bunca insan bu kadar basit konuda neden ciddi eğitimler alıyor” diyebilirsiniz. Sorun o cevapların her an değişebilir olmasındadır. Ben sorarım başka, siz sorarsınız başka yanıt alınabilir. “Pandülüm beni yanıltıyor” der geçersiniz belki ancak durum öyle değildir. Sorun; insanın kendinde ve sorduğu sorulardadır.

İnsan gelecekten haber almayı ister. “Merak” ve “bilgiye açlık” hep cezbedicidir. Taş en kadim bilgiyi, kendi kanalınızı temizlediğinizde verir. Elinize alıp ona sorduğunuz soruların saflığına bağlı olarak size hissettirir. Canlıdır. Pandül olarak kullanılmaktan hiç hoşlanmaz. Bunları anladığımdan beridir ben hiçbir objeyi pandül/sarkaç olarak kullanmıyorum. Ne şifa çalışmalarımda, ne de taşları belirlerken…

Lütfen siz de bu konuyu içinize bir sorun. Hissedin. Ne kendiniz kullanın, ne de kullanan birinden yardım alın. En büyük pandül sizsiniz. O kanal temizlenince ne cevaplar kendiliğinden gelir hayal edin.

Taşlarla şifacılık eğitimlerinin çoğu pandüllerle yapılıyor. Ben de ilk öyle öğrendim taşla şifacılık konusunu. Hatta o eğitimler sırasında şöyle düşündüm: “danışanımıza pandülsüz taş seçemiyorsak taşı bırakıp pandül eğitimine gitmeliyiz!”

Bütüüüüün “bilirkişi taşlarla şifa camiası” buraya akın edip, elleri belinde “Ama…” ile başlayan cümleler kurmazdan önce mutlaka söylemem lazım ki; ben pandüle, sarkaca, bakır düzeneklere, gridlere, üçgenlere asla KARŞI DEĞİLİM! Metal veya ahşap pandül, sarkaç kullanılabilir istenirse.

BEN; TAŞLARIN PANDÜL OLARAK KULLANILMASINA KARŞIYIM.

Çünkü TAŞLAR PANDÜL OLMAK İSTEMİYORLAR!

Haydi tüm taş pandüllerinizi dökün ortaya deney yapıyoruz. Bana inanmıyorsanız, kendi taş pandüllerinize kendiniz soracaksınız…

Üşenmek yok haydi bakayım toparlanın 😀

Deneyi Taş Pandüllerle yapıyoruz. Tekrarlıyorum; bakır, ahşap, başka tür metal pandüllerle sorunum yok.

Pandülünüzün “Evet-Hayır cevap yapısını” siz biliyorsunuz. Bilmiyorsanız önce onu ayarlayın. Ya; “bana evet ve hayır cevaplarını göster” diyin tek tek, ya da; “evet için ileri geri, hayır için sağa sola gitmeni istiyorum” diye yine tek tek kodlayın TAŞ PANDÜLÜNÜZÜ.

Ayarlarınız bittiyse şimdi sarkacınızı alın ve sorun: “Tüm duygu düşünce ve önyargılarımdan arınarak soruyorum ki; sen pandül olmak istiyor musun? (veya taşlar pandül olmak istiyor mu?)”

Kalabalık bir ortamdaysanız, bu deneyi sizden başkalarının da olduğu bir ortamda yapıyorsanız şöyle sorun: “Benim ve bu odada bulunan herkesin duygu düşünce ve önyargılarından arınarak soruyorum ki; sen pandül olmak istiyor musun? (veya taşlar pandül olmak istiyor mu?)”

Hayır cevabı alıp yine de taş pandülle çalışan olursa da artık daha size ne diyebilirim bilemiyorum. Pandül olmak istemeyen bir şeyi neden öyle kullanırsınız ki?

Şifacılık pandülle, sarkaçla ilgili bir şey değildir. Sizinle ilgili bir şeydir. Elinizden pandülü alınca şifacı olamazsınız öyle olursa değil mi? Nerede kalır hassasiyetiniz falan?

#pandül #pendulum #sarkaç #taşsarkaç #dowsing #radyestezi #çakra #doğaltaş