Ben Safir’im. Dünyada asaleti ve gücü temsil ederim. Kralların, kraliçelerin yüzyıllardır beni seçmesi elbette tesadüf değil…
Karanlık, kötücül ve büyüsel alanlarla ilgili beni hedef gösterenler var. Oysa bilmez misiniz ki dünyada iyilik kadar kötülük de vardır. Taşlardan korkmanıza gerek olmadığını artık biliyorsunuz. Biz taş halkıyız! İyiliği bildiğimiz kadar kötülüğü de biliriz. Çünkü dünyaya aitiz.
Dedikleri hem doğrudur, hem değildir. Evet ben herkese uygun bir taş değilim. Gücü bilmeyen benimle baş edemez. Kendi hayat amacını bulanların bazılarınaysa, her alanda dengeyi gösteririm.
Gücü kendi için kullanacak olanlarda da, insanlara hizmet için kullanacak olanlarda da alanları büyütürüm. Tehlikeyi sezemeyenlerin yaşamlarını zorlaştırabilirim.
Ektiğini biçersin bence. Kötülük de iyilik de sendedir. Ben hak ettiğinle ilgilenirim. Dünyanın en sert minerallerinden biri olmam da belki bundandır…
Yüksek güçlere kanallık ederim ve size de eylemlerinizin sorumluluğunu almayı öğretirim.
Ben Safirim. Kararlı, güçlü ve asilim. Yürekten gelen merhameti tanır ve buna büyük saygı duyarım. Çivit mavisi rengimle zihinlerinizde, yüksek bilinçlerinizde ve kozmik bilgilere ulaşmanızda daima yanınızdayım…
Ben Sodalitim. Kraliyet rengi olarak bilinen muhteşem çivit rengimle, bu dünyanın en alkali topraklarında bulunabiliyorum. Herkese ulaşabilmek adına ucuz olsam da, zannedildiği kadar kolay bulunmuyorum.
Lazurit ve Lapis Lazuli ile akrabayım. İçimde pirit olmadığı için ayrışıyoruz, yoksa tüm Lapislerin içinde biraz varım… Dünyanın alkali yatakları neredeyse, ben de orada bulunurum demiştim. Bu yüzden sizde detoks etkisi yaratırım. İçeriden ve dışarıdan enerjinizi yenilerim. Asidik sisteminizi alkaliye çeviririm. Boğaz ağrılarını, şişlikleri, alerjik rinit gibi dertli kronik sorunlarınızı tatlı tatlı iyileştirmek benim işimdir. Sinir sisteminizi onarırım. Ne de olsa ismimi sodyumdan alıyorum. Sıvı dengenizi en iyi dengeleyen taşlardan biri olmam bu yüzdendir.
Biliyor musunuz ki, vücudunuzun en temel su dolaşımı olan tükürük bezleriniz ne kadar alkali olursa, bedeninizdeki sıvı o kadar iyileştiricidir! Tükürüklerinizi, tükürük bezlerinizi, boğazınızdaki dengeleri korur ve gözetirim. Yaratıcılığınız, odaklanma ihtiyacınız, zihin, boğaz ve kafanızda olup biten şeyleri benden iyi bilen az taş vardır.
Koku alma duygusu ile ilgili bir kaybınız varsa, hem alkali özelliğim, hem sinir sistemi onarıcı özelliğim, hem de boğaz çakranızdan üçüncü gözünüze giden onarıcı köprü vazifem sebebiyle bu alanda mükemmel bir iyileştiriciyim.
Tatlı, zarif, uyumlu ve asil bir enerjim var. Taş Halkı’nın en sevgi dolu, en faydalı, en arkadaş canlısı üyelerinden biri olmakla gurur duyuyorum. Beni tanımanızı, bana ulaşmanızı, beni sevmenizi çok isterim. Sonrasında sizinle tanışıp nice güzel sohbetler yapacağımızdan eminim. Ne de olsa güzel konuşma benim işim.
Denizin ağaçlarıyım. Mercanım. Kaya parçası değilim. Bitki değilim. Aslında hayvanım. O yüzden ölmüş halime fosil deniyor. Kıpkırmızı kolyelerinizde çoğu zaman boyalı halde bulunuyorum. Çünkü bizim canlı ve boyasız halimiz ancak suyun altında kıpkırmızıdır.
Son 30 yılda mercanların yarısı öldü. Yani bembeyaz olduk. Dünyanın ısısı böylece daha çok arttı. Bu hızla ölürsek denizde yaşam kalmayacağını bilmenizi isterim. Çünkü biz, deniz yosunlarına, balıklara, sizin hiç haberiniz bile olmayan derinliklere yaşam sağlarız.
Biz mercanız. Denizlerin, okyanusların ağaçlarıyız ve topraktaki ağaçlar nasıl yılları sayıyorsa biz de günleri sayar, gövdemize bir halka ekleriz. Her gün! Zaman’ı sizden iyi biliriz. Tek tek sayar, kaydederiz.
Bizi anlayan ve ihtiyacı olan insanlara, fosil halimizle ulaşmışsak bile koruruz, besleriz, ısıyı emeriz, su elementinden kaynaklı bağlanmayı, aidiyeti, birliğe, bütüne hizmet etmeyi anlatırız. İşimiz köklenmektir, zamanı kavratmaktır. Biz denizlerin hafızasıyız.
Dünya üzerinde bir bütün halinde, birbirimize fayda verecek şekilde yaşamak gerektiğini, bıkmadan usanmadan size fısıldarız. Duygularınızı anlayın. Bütüne hizmet etmeyi öğrenin. “Ben” olmadan “Biz”, “Biz” olmadan bir “Ben” olamayacağını idrak edin.
Biz dünyanın ilk gününden beri sizin için kaydettik, koruduk, besledik. Siz de bizi bilin. Tanıyın. Sevin. Koruyun.
MERCAN’A DAİR BİRAZ DAHA BİLGİ….
Yere basan toprak enerjisini, bağları, kökleri, dünyanın ağsı iletişim yapısını anlatan ağaçlar; gövdelerinde her yıl için bir halka oluştururlar bilirsiniz. Ağaçlar yılları nasıl kaydediyorsa, “denizlerin, okyanusların ağaçları” olan mercan resifleri de günleri kaydediyorlar… Bu olağanüstü bilgi sayesinde Biyologlar neyi kanıtlamışlar biliyor musunuz? Milyonlarca yıl önce dünyamızda bir senenin 420 gün ettiğini! 365 gün değil 420 gün süren bir yıl uzunluğu da, yine milyonlarca yıl önce dünyanın farklı bir yavaşlıkta döndüğünü ortaya çıkarmış.
Yani tam anlamıyla taş olarak değilse de inorganik madde olarak inci, sedef, kehribar, fildişi ile birlikte kategorize edilen canım mercanlar, denizlerin ağaçları, bize diyor ki,
“ben de kaydediyorum”!
“zamanı sizden daha iyi tanıyor ve biliyorum”!
Mercanlar denizlerin hafızasıdır ve bugün yok olsalar denizde hayat kalmayacak kadar önemli organizmalardır. O halde küçücük bir mercan fosili bile bize; zamanı kavramayı, an’da kalmayı, su kaynaklı iyileştirmelerde köklenmeyi, kalp çakrasının zaman-mekan yorgunluğunu onarmayı ve zihni sakinleştirmeyi öğretir. İyi ki taşlar var, iyi ki yarı değerli taşlarla birlikte anılan mercanlar da bu harika dünyayı böylesine güzel kaydediyorlar…
Birçok insan benim florit ismini, flor mineralinden aldığımı zanneder. Oysa flor minerali ismini benden alır. Çünkü dünyanın en büyük #flor kaynağı benim. Bunun ne önemi var diyorsanız, adını örneğin kalsiyum mineraline vermiş kaç kişi tanıdığınızı bilmek isterim 😊
Peki “Floresan” tabirini hiç duydunuz mu? Florit taşının en önemli özelliği, ultraviyole ışık altında parlamasıdır. Minerologlar ve Jeologlar, bu özelliğime “Floresan” özelliği diyerek ismimi onurlandırdılar… O yüzden Floresan özelliği gösteren her şey artık benim ismimle anılıyor…
Sorularım bitmedi 🐥 Halit mineralini hiç duydunuz mu peki? Evet, bildiğiniz kaya tuzu! Kaya Tuzu ile aynı kimyasal aileden geliyoruz. Benim atam Halit Minerali yani. Aynı kimyasal aile, farklı yapılar… Açıkçası beni yaladığınızda tuzlu bir tada da sahip değilim zaten!
Dünyada bulunan en renkli mineral benim. Kolay bulunuyorum. İncecik, zarif, kolay çizilen, saf, çocuksu bir yapım var. Kemiklere, dişlere benden daha iyi gelen az taş vardır. Doğal neşeli yapım, renklerdeki uzmanlığım, herkesi mutlulukla tanıştırmama sebep oluyor. Konuşkanım, tüm mutluluk, haz, neşe, sevinç konularında iyileştiriciyim. Kalbin doğal onarıcısı olduğumdan, damar sağlığı, bağ dokular, kan ve dolaşım üzerinde söz sahibiyim.
“Esneyen ağaç kolay kırılmaz” diye bir atasözü var bilir misiniz? İşte tam olarak benim için söylenmiş bu söz. Tüm naifliğim, tüm zarifliğim ve incecik titreşimim sayesinde ben, hem herkese ulaşabilir hem de herkesin çoğu zorlu dönüşümünde yol gösterici olabilirim. Beni tanıyın, görün, sevin ve bana ulaşın… Bir bilseniz size ulaşınca daha neler neler anlatacağım…
Kuvars ailesi Kalsedon ailesini, onlar da benim bulunduğum Jasper ailesini barındırır. Ben Jasper olarak bilinen, opak bir kuvars çeşidiyim.
Size bir sır vereyim mi? Taşların doğada nadir veya kolay bulunabilmesi bizim çok önemsediğimiz bir konudur. Nadir taşları bir sürü para verip almanız hoşumuza gitse de, o nadirlik algısını böylece siz oluşturuyor olsanız da, her yerde kolaylıkla bulunan benim gibi taşlar, her yerde daha sık görülen hastalıkları iyileştirir. Doğada bize sık rastlıyorsanız, ucuz ve kolay erişiliyorsak, tüm insanlığın en önemli konularını çözebiliyoruz demektir. Çünkü taş halkı öyledir. En ihtiyaç duyulan taş en bol çıkandır.
Kardeşim Akik ve ben, tüm çakralarınıza, tüm hastalıklarınıza, tüm duygu durum travmalarınıza göre çeşidi bulunabilen bir türüz. Hemen her renkte varız. Her parçamız; dünyayı anlamaya ve ona hayran olmaya dair güzellikte…
Silisyumca zengin toprağın içinden yine kayaçların demir elementlerinden beslenerek buraya geliyoruz. Toprak neyse biz de oyuz. Topraklarız. Dişiliğinizi kavramanıza, bağ kurmanıza, ait hissetmenize imkan sağlarız. Öyle güzel iyileştiriyoruz ki… Sizi; ait olduğunuz bu dünyaya öyle büyük bir sevgiyle bağlıyoruz ki…
Siz bu dünyanın en güzel renklerisiniz. Görmeniz için; bizim de bunca güzel renkte doğmuş olmamız… Bize bakın ve kendinizi görün… Yaşamın renklerine, iç güzelliğinize sahip çıkın diye tüm gayemiz…
Her renkteki, her dokudaki, benekli, beneksiz, şeritli, şeritsiz tüm fertlerimizle, size daima sağlık ve şifa sunmamız bu yüzden…
Bizi tanıyın, bizi bilin, tüm renklerimizle, şekillerimizle, size sunduğumuz aşkla bizi ayırt edin isteriz…