Taş Halkı Kimdir?

Aynı ülkede yaşayan ve o ülkenin yurttaşı olan insan topluluğuna halk deniyorsa, dünyanın bağrında ilkdoğan ve ilk günden beri toprakla, havayla, su ve ateşle harmanlanıp, ufalanıp, eriyip, kütleleşen, sürekli ve sürekli dönüşen, evrimleşen güzelim taşlar da bu dünyanın öz be öz halkıdır. Taş halkının; kuvars, akik, beril gibi aileleri vardır ve yaşadıkları değişik koşullar, dönüştükleri değişik yapılar onları ilgili ailenin bir üyesi yapar. Bugün değerli, yarı değerli gibi ayrımlarla insanlar tarafından kategorize edilirler. Elmas almak zordur. Pahalıdır. Safir almak zenginlere mahsus bir durumdur. En pahalı pırlantayı, doğal olarak en imtiyazlı insanlar satın alabilir. Oysa çakıl taşı değersizdir! 10 liradan daha az paralara oniks taşı bulabilirsiniz. Elinizi sallasanız akik taşına çarpar. Peki gerçekten öyle midir? Pahalı taşlar, ucuz taşlardan daha mı değerlidir?

Taşların oluşumlarında, dönüşümlerinde, çektikleri acıda bir fark yoktur. Kristal kuvars da eriyik ateşlerden geçmiştir, elmas da. Parasal algılar sadece insanlara has bir durumdur. Nadirlik, madene zor ulaşma, istediğimiz ve kendi oluşturduğumuz pürüzsüzlük, kesim, taşı kayaçtan doğru yöntemle kesebilmiş olmak gibi sebeplerle taşı pahalı hale getiren başka bir yapı, düzenek, süreç vardır. Şifa değeri olaraksa tüm taşların yeri başkadır. Üstelik yine başka, küçücük bir boyut daha açayım, basit dediğimiz bir çakıl taşı bile, ona yüklediğiniz değerle, kodlamayla, sadece kişinin ihtiyacı olanı vermeye çalışan, safirden daha değerli bir taşa dönüşebilir.

Dünyanın ilkdoğan enerjisi olan taşlar, yaşayan tüm varlıklardan önce dünyaya gelmiş varlıklar olup canlıdırlar. Kendi iç enerjileri vardır. Dünyanın yaratılışından beri var oldukları için, dünyanın bilgisini, enerjisini içlerinde barındırmaları bir yana, bilimsel yollarla kanıtlanan mineral zenginlikleri sayesinde insanlara kimyasal etkiler haricinde şifa dağıtırlar. Örneğin ametist taşı lityum mineralini ihtiva ettiği için mor bir renkteyken, turkuaz taşı mavi-yeşil rengini içindeki bakır mineralinden alır. Uykusuzluğa ve kaygılara sebep olan temel mineral alüminyumdur ve bu rahatsızlıkları çözmek için kullanacağınız ilaçlar alüminyum ihtiva eder. Oysa akuamarin taşı, yan etkisi olmadan alüminyum mineralini size kendiliğinden verecektir.

Taşlar ilkdoğan olduklarından, dünya ve insan organizmasına doğal yollarla ortaktır. İlaçtan alacağınız mineral size yükleme yaparken, taştan alacağınız mineral ve enerji, minerallerinizi ve enerjinizi dengeleyecektir. Doğru orana getirecek ve görevini tamamlayacaktır. Çünkü canlıdır. Çünkü “gerektiği kadar” verir. Taşların insanlara hiçbir etkisi olmayacağını düşünen kişiler; Realgar, Antimon, Bizmut gibi radyoaktif ve arsenik ihtiva eden taşları lütfen araştırsınlar. Bu taşlara yanlışlıkla bile dokunan kişilerin hemen ellerini yıkaması gerekir. Hatta gereğinden fazla bu taşlara temas etmişlerse ölümcül sonuçlara bile sebep olabilir. Üstelik bu anlattıklarım taşın sadece mineral etkisidir.

Ben başka bir boyut açıyor ve diyorum ki, bizim dedemizin dedesinin dedesini bile görmüş olan, ilk insandan haberdar olan bir Taş Halkı var. Onların hafızası ve bilgisi de orada öylece duruyor… Sormamızı bekliyor, vermeyi bekliyor, hayat amacına hizmet etmeyi bekliyor… Ben naçizane kalan ömrümü işte bu sebeple, benimle konuştukları için şükran duyduğum taşlara adadım. 4.5 milyar yıldır durup susan bir halkı tanımayı, onlara ihtiyaç duyan her insana bu yolla rehber olabilmeyi amaçladım. Taş Halkı’nın bilgeliğinin bilgisinin yolumuzu aydınlatması, öğrendiklerimizin hepimizin hayrına olması dileklerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir